22 Kasım 2017 Çarşamba

Kozmetiklerin Tarihçesi

1127 defa okundu

 

 KOZMETİKLERİN TARİHÇESİ

Kozmetik Latince ‘ cosmos’ yani süs, düzenli kullanım anlamlarına gelmektedir. Kozmetikler eski çağlardan bu yana insanların hayatında her zaman önemli bir yere sahip olmuştur. Kozmetiğin tarihçesinin, insanlığın doğuşu ile başladığı söylenir. Arkeolojik bulgular yaklaşık yarım milyon yıldan beri vücudumuzu süslediğimizi desteklemektedir. Arkeologlar bir Homo erecticus’dan Homo sapiens’e değişikliğin yaklaşık bu zamanlarda başladığına inanmaktadırlar.

İlk yazılı dil, yaklaşık MÖ 3200 yılında Güney Irak’ta(Mezopotamya) yaşamış olan Sümerler tarafından kullanılmıştır. Sümerler, çivi yazısı sembollerini kilden, çamurdan yapılmış tabletlere aktarmışlardır. Bazı yazılarda bir Musevi hikayesi olan Havva ile Adem’in Cennette yaradılışlarının bulunduğu ileri sürülmektedir. Bu hikayeye göre; Havva ile Adem gözlerini açar açmaz ilk merak ettikleri neye benzedikleri olmuş, o andan itibaren de kendilerini süslemeye başlamışlardır.

Havva’nın kemik tarakla saçlarını tarayarak Adem’e güzel görünmek istediği, maden devrinde insanların levhaları cilalayıp ayna olarak kullandığı söylenmektedir. Yapılan araştırmalar, tarih öncesi pigment maddelerini hazırlayarak ve bunları yağlı maddeler ile karıştırarak mağara duvarlarını boyamak ve vücudu süslemek için kullanılabilen kimyasal karışımları üretmeyi bildiklerini göstermektedir. Tarih öncesi pigmentlerin analizi 17 farklı rengin kullanılmış olduğunu göstermektedir. En çok kullanılan renklerin beyaz kurşun, tebeşir veya jipsten elde edilen beyaz taş kömürü veya mangandan elde edilen siyah, turuncu ve yeşil olduğu belirtilmektedir.

Arkeolojik araştırmalar, bugün kozmetik hakkında bilinenlerin ve tıbbi uygulamaların büyük bir kısmının eski Mısır’dan geldiğini göstermektedir. Romalı’lar ve Mısırlı’lar zehirli etkilerini bilmeksizin, daha güzel görünmek için civa kullanmışlardır. Mısır’da ölüler ruhun bedende kalması için mumyalanarak yanlarına çeşitli yağlar, ayna, parfüm sürülmüş mücevherler ve takılar konulmuştur. MÖ 1350 yıllarında yaşamış olan kraliçe Nefertiti’nin kaş ve kirpiklerini kükürt ve kömür karışımı ile siyah renge boyadığı, Kleopatra’nın yüzüne sisli toprak süt, bal ve yumurta karışımından oluşan maske uyguladığı belirtilmektedir. Eski inka ve Çin medeniyetlerinde kozmetik ürünlerin delillerine rastlanmaktadır. Bu çağlarda

bitkilerden elde edilen boyalarla saçlar, gözler, dudaklar renklendirilmiş ve boyama dini törenlerin özelliği haline gelmiştir.

Mısırlıların kozmetik alandaki bilgilerinin İbrani’lere Asur’lulara, Babil’lilere, Pers’lere ve Yunanlı’lara geçtiği söylenir. Mezopotamya’da kadınlar kına yapraklarını kurutarak saçlarına, tırnaklarına, parmaklarına, avuç içlerine ve tabanlarına sürerlermiş. Günümüzde kına, aynı amaçlarla kullanılmaktadır. Parfüm yapmak için Babil’in Asma Bahçelerinde gül, zambakve çeşitli çiçekler yetiştirdiği bilinmektedir. Yunanlı hekim Galenos’un yaptığı ilk yağlı kremin bugünkünden çok farklı olmadığı söylenir.

Roma imparatorluğunun yıkılmasından sonra Avrupa’da kilisenin yasaklanması yüzünden kozmetiklerin kullanımının azaldığı, ancak bu dönemde Arap ülkelerinde baharat, yağ ve koku reçinelerinin yaygın şekilde kullanıldığı belirtilmektedir.

Kozmetik alanında bilinen en eski ürünler sabunlardır. Sümer kayıtlarında potasyumun kille karıştırılması sonucunda elde edilen sabundan bahsedilmesi, bu ürünün çok eskilere dayandığının bir göstergesidir. Daha sonraki yıllarda ise Finikeliler tarafından üretilen sabunun, başka ülke ve uluslarla ticari ilişkilerde rol aldığı da yine kayıtlardan anlaşılmaktadır.

Türkiye’de Osmanlı döneminde önemli bir sanayi dalı olan sabun üretimi ile ilgili ilk düzenlemelerin Fatih Sultan Mehmet tarafından yapıldığı, daha sonra II. Beyazıt, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman dönemlerinde de sabunun kalitesi, fiyatı, ticareti, kontrolü ve diğer konularda düzenlemeler yapıldığı bilinmektedir. O dönemki sabunlarda ham madde olarak içyağı ve zeytinyağı kullanılmakla birlikte; zeytinyağlı sabunların tercih edildiği söylenmektedir. Sabunlar, çiçek sabunu, misk sabunu, hünkari sabun, beyaz ve siyah paşa sabunu ve fes sabunu; Trablus, Girit adası ve Kandiye gibi, üretim bölgesi veya kullanılan esanslar ile adlandırılmaktadır.

1900’lü yılların başlarına kadar kişisel bakım ürünleri ve temizlik ürünleri sektörü sadece sabun ve farklı ham maddelerden elde edilen sabun türevlerine dayanmaktaysa da, temizlik ürünleri alanındaki gelişmeler 20.yüzyılın ilk çeyreğinden sonra kimya bilgisindeki ilerlemenin bu ürünlerin imalatına yansıması ile çok büyük bir hızla ve üründe artan çeşitlilikle kendini gösterdiği belirtilmektedir. Birçok kaynağa göre; 1900’lü yıllarda Osmanlı Devletinin son döneminde yurtdışında eczacılık ve kimya eğitimi gören kişilerin

Türkiye’de eczacılık faaliyetlerinin yanı sıra kendi ürettikleri el ve cilt bakım kremlerini piyasaya sürdükleri belirtilmektedir.

Türkiye’de 1995’ten bugüne kadar olan dönemde kozmetik sektörünün yeni ürünler yaratmakta ve yurtdışına açılmakta olduğu söylenmektedir. Günümüzde kozmetik sektörü, küçük ölçekli aile firmalarının yanında, büyük ölçekte ve modern tesislerde üretim yapan, yabancı sermayeli, yerli ve yabancı ortaklıklarla da yürütülmektedir.

Türkiye’de kozmetik ve kişisel bakım ürünlerinin üretimi ve tüketiminin hızla artmakta olduğu, saç ve bakım ürünlerinin, sektör ürünleri içinde en büyük paya sahip olduğu rapor edilmektedir.

Kaynaklar:

Gündoğan, N., 2014. Kozmetiklerin Tarihçesi. Asman, G.(Ed.), Kozmetiklere ve Kozmetik Mikrobiyolojisine Giriş İçinde (1-4). Nobel Yayınları, 108s, Ankara.